Şairin penceresinden…
yağmurla biz sevgiliyiz rüzgarı da çok severiz arada bir sokağa çıkar akşama dek gezeriz söylemesi ayıp dostlar üçümüz de biraz deliyiz sokaklar hep sessiz ve de kimsesiz bir gün dedim ki rüzgara hep gezer olduk yan yana bırak ta bizi bir başımıza sevişelim onunla tenhada acaba anladı mı beni rüzgar gelmez oldu mektuplar ve görünmez oldu rüzgar sordum güneşe nerde o, yar tanımam dedi kim onlar benim komşum yıldızlar sonra bir gün kapımı çaldı sert rüzgar tanımadım kolunda yar bakma dedi bize öyle bekar evlendik biz geçen bahar kar yağdı benim başıma k a r anladım olmalı koca bir yürekte hem kapı hem pencere bakmalı önce pencereden açmalı kapıyı görerekten ve sokağa çıkmalı bilerekten ne oldu peki hasta oldum düştüm yatağa çıkmadım bir daha sokağa ışıltılar içinde bir doktor baktı bana dedi durum fena kağıdın bembeyaz yüzün sarı sana mavi ve yeşil yazmalı aç pencereni kapını kuşlar getirecek sana ilacını ya sonra zamanı gelir elbet beklersen ruhunu güneş ile beslersen meğer bütün şehvetini doyurmuş ruhuyla bir başına kalınca sağ olsun beni çok anmış başlamış ağlamaya y a ğ m u r sandı ki lale sümbül mor menekşe döşetince dağları ovaları bülbül olup onu anacağım bağda üzüm dalda kayısı tadında şarkılar sunacağım yüreğimi koydum eleğe dokunmadım bir tek çiçeğe yağmura dedim ki gülerek rüzgar çiçek topluyormuş bu ara her kime dokunduysa pişmanmış halinden bin kere o ve rüzgar silindi hatıramdan şairliğim ibaretti kuru bir candan bir tek dostum kaldı sımsıcak sevgimi ve kederimi anlayacak belki sıkıldım bir zaman sıcaklığından dünyaya olan inancı, kararlılığından lakin asla almadım yüzümü ondan senin varlığın güne eş ruhumu da ısıt ey güneş ahım tutmuş rüzgar olmuş daha beter yerlerde bastonla gezer yağmur ağlamaktan bitap ç i s e l e r vakitlerden bir akşam dolanıyorum sokakta dudaklarımda bir şarkı bilmem kimdir aklımda belli belirsiz bir güzel görünüverdi bembeyaz karşımda işte dedim benim tacım karanlıklarda muhtacım yazdım iki satır ona okudum avazım çıktığınca bir dağ köyüdür akşam puslu pencereden bakarım bir ahu ışıltılar içinde bembeyaz su dağlar halaylı gelişine mutlu kurtlar vurgun güzelliği ulu bense daha ergenim uğultulu sorar durdum kendime kim bu karanlıktaki puhu neyse akşamları görüşür olduk çokça koklaşamadık inanız ki doyunca tam anlatacağım her şeyi ona görünüverirdi dostum bir anda ona dedim ki bu ne ya umudumu sakladım 13.aya alamadım muradımı doyunca ne yazık kaybettim kadim dostumu gün be gün dünyam soldu ve evren ben hariç herkese boldu ben liman sevdiklerim gemi bekle dur kıyıda bir sevgili bir daha dönmedi gececi meğer iki aşıklarmış evvelden dönmek istemiş de yeniden tan olmuş onu beklemekten ne öğüt düşer bana bu işten galiba kullanıldım ben yeniden ruhunu almadın mı bu hayattan bıkmadın mı hala anlatmaktan derseniz eğer hayır bakıyorum pencereden uygun vakitler sokağa inerekten havasını soluyorum yürekten dün yakındığım yağmur ve rüzgar yine düşmüşler sokağa, soytarılar bir görün a be dostlar kavgalılar savaş alanına dönmüş sokaklar hiç şaşırmadım ve adımımı da dışarı atmadım karı koca kavgası bu anladım Atakan Yusufoğlu
| |
| Просмотров: 1058 | |